Finansal kararlar maddi varlıkları yönetmek açısından ciddi bir değere sahiptir. Bu kararların oluşmasında veriye dayalı analizlerin kullanılması kararlara güven duyulmasını sağlar. Genel olarak, inanmak ve ikna etmek için sayısal verilerin araştırıldığı düşünülür.
Gerçek yaşamda ise sayısal bir veri olmadığı halde genel kabullerin benimsenmesi oldukça yaygındır. Genel kabullerin benimsenmesi konusuna ışık tutan çalışmalardan biri Schkade ve Kahneman’ın 1998 araştırmasıdır. Bu çalışma veri olmadan karar vermenin ilginç örneklerinden biridir. “Kaliforniya’da yaşamak insanları mutlu eder mi?
Hayat tatmini kararlarında illüzyona odaklanmak” konulu çalışması, orta batı Amerika’da yaşayanlara kıyasla Kaliforniya’da yaşayanların daha mutlu olduğunun kabul edildiği sonucunu çıkartmıştır. “Daha zengin olsanız daha mutlu olur muydunuz?” Sorusunun cevabında da aynı yanılsama kendini göstermiştir.
Yanılsamalar insan zihninin ayrılmaz bir parçası mıdır? Çalışmalar bizi bu soruya evet demeye doğru götürüyor. Olasılıkların sezgisel hesaplanması ekonomik kararlara ve yatırımlara nasıl yansır sorusunun cevabı ne yazık ki aynı şekilde olacaktır. Yani yanılsamalı.
Finansal kararlar ve sağlam akıl yürütmeler
Özellikle yatırım tercihlerinin sayısal verilerden değil insani kararlardan hareketle alındığının saptandığını gösteren araştırmalardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Zihinsel demirleme ve ayarlama; Ekonomik psikoloji araştırmaları bir sayıyı referans alan kişinin tüm önermelerini bu sayıya göre yaptığını göstermiştir. Psikoloji literatürü bu süreci referans noktalı ayarlamalı (anchoring and adjustment) kısa yol olarak tanımlar. Ben buna “demirleme ve ayarlama” diyorum. İnsan beyni bir noktaya çapayı atınca zihinsel düzenlemelerini ona göre yapıyor. İnsanın zihinsel fonksiyonları mantıklı analizler kadar sezgisel yanlılık da barındırır. Bu demirleme ve ayarlama mekanizması sezgisel yanlılığa yol açmaktadır.
İlginç bir deneyde kişilerden telefon numaralarının son üç sayısına 400 sayısını eklemeleri istenmiş. Sonra da şu iki soruya cevap vermeleri beklenmiştir.
a) Hun imparatoru Atilla Avrupa’ya bu yıldan önce mi sonra mı saldırmıştır?
b) Hum imparatoru Atilla bu saldırıyı tahminen hangi yılda yapmıştır?

İstatistik olasılığın göz ardı edilişi; Massachusetts Üniversitesinde algılar ve tercihler alanında yapılan psikoloji araştırmalarının biri “Fasülyeşekeri Belirtisi” (Jellybean Syndrome) olarak anılmaktadır. Bu deneyde bir küçük kâse ile bir büyük kâseye şeker doldurulur. Küçük kâsede 10 şeker vardır ve bu şekerlerden 9′u beyaz 1′i kırmızıdır. Büyük kâsede ise 100 şeker vardır ve bunlardan 91′i beyaz 9′u kırmızıdır. Deneye katılan gönüllülere bu kâselerden birinden bir şeker almaları istenir, kırmızı olanı seçen ödülü kazanacaktır. Küçük olan kâseden kırmızı seçme şansı %10 büyük kâseden ise kırmızı seçme şansının % 9 olduğu söylenir. Bu bilgiye rağmen deneklerin 2/3 si büyük kâseden seçim yapmayı tercih etmişlerdir. Sonuç görsel algı, akılcı sayısal değerlendirmeyi bozmaktadır. Araştırmacıların “ortak körlük” adı verdikleri bir körlük oluşmaktadır.
Finans sektörü ve yatırımcıların en çok anlamak istedikleri soru; sayıların bu objektif dünyasından insana özgü sübjektif kararlarının nasıl çıktığıdır. fMRI tekniği, beynin aktive olduğu durumları ve alanları anlamamıza yardımcı olarak, ekonomik psikoloji konusunda ileri bilgiler edinmemizi sağlamıştır.
Genel biyolojik özellikler, kişisel tutumlar, cinsiyet farklılığı ve davranışsal takıntılar eklenince, bu alanda ayrıntılı çalışmalar ve farklı yayınlar oluştu. Bazı yazarlar nöro- psikolojiyi hareket noktası olarak aldılar ve “Psikoloji ve ekonomide risk algısı” (Risk Perception in Psychology and Economics; Arrow, Kenneth J.) ve “Satış Beyni” (Sales Brain; Christophe Marin) vb kitapları yazdılar. Kimi düşünürler cinsiyete odaklanarak “Dişil ekonomi” (Sheconomies; K Pine ve S Gnessen) ve benzerlerini yazarken kimi düşünürler de satın alma eylemi ve tüketim davranışını merkez aldılar, “Satın almak veya almamak” (To buy or not to buy; A L Benson PhD.), “Satın almanın biyolojisi” (Buyology; Martin Lindstrom) bu çalışmalar konusunda bazı örneklerdir.


Kararlarda dönüşsel ve düşünsel sistemin rolü
Ekonomik psikoloji çalışmaları, algıya bağlı kararlar ile kavrama bağlı kararların farklı mekanizmalarının olduğunu göstermektedir. Algıya bağlı ani kararlar dönüşsel (reflexive) sistem ve kavrama bağlı kararlar düşünsel (reflective) sistem olarak tanımlanır.
Para karşılığı yapılacak bir işe evet demek ve o eylemi batıl bir düşünce ile terk etmek. Eyleme devam etmek veya çekilmek konusundaki tutumu aydınlatan çalışmalardan biride Bristol Üniversitesi’nde deneysel psikoloji profesörü olan Bruce Hood un çalışmasıdır. Çalışmada Hood elinde bulunan bir kazağı denemeleri için kişilere 10 pound teklif etmiş ve birçok kişi bu teklifi kabul etmiş. Sonrasında Hood bu kazağın 12 genç kadını öldürmekten suçlu bulunan bir seri katile ait olduğunu söylediğinde kazağı denemek isteyen hiç gönüllü kalmamıştı. Sonra Bu bilginin gerçek olmadığını söylemesine rağmen yine de gönüllü bulamamış. Burada ilk para kazanma arzusunu bastıran ve ard arda tekrar eden refleksif tepki gözlenmektedir. Kişi eşyalara rasyonel olmayan anlamlar yükleyebiliyor ve analitik bir düşünceye gitmeden ani kararları veriyor. Uğurlu paralar, uğursuz insanlar veya şans oyuncakları gibi.
Forbes dünya zenginleri listesin de 29′uncu sırada yer alan George Saros “Reflexivity in Financial Markets” adlı eserinde 2008 kredi krizini bu açıdan yorumlamış ve dönüşsel-yansımalı sistemin oluşturduğu sorunları ele almıştır. Düşünsel-yansıtıcı süreçler, veriler, beklenti tanımı, öngörü oluşturma ve koşulların kontrolü amaçlı kullanılır.
Dönüşsel sistemin özellikleri şunlardır;
Hızlı dönüşsel sistem tepkilerinden kaçınmak için duygu durumu sizden farklı olan ve olaya farklı açıdan baktığını düşündüğünüz bir kişinin fikrine başvurmak, sizi reflesif tepki risklerinden kurtulmaya yardımcı olabilir. Bu da yanıltıcı bir karar vermeye engel olacaktır. Anlık duygu durumlarının etkisiyle yapılan yatırımlara karşı bir savunma pozisyonu geliştiremeyen kişiler yatırımlarında bir denge sağlayamazlar.
Riskli kararlar özellikle bazı kişilik özelliklerine sahip olanlar tarafından sevilir çünkü yatırımlarda para kazanan bir insanın beyin ve merkezi sinir sisteminde oluşan etki, haz merkezlerini uyararak bağımlılık davranışını tetikler.
Tahmin edilen ve olagelen yatırım dönüşüm kalıbı bozulursa beyin stres tepkisi verir. İyi veya kötü bir finansal değişimi beklemek, böyle bir durumu yaşamaktan daha ağır ve yoğun duygulara sebep olur. Bu sebeple anlık kayıp ve kazançların sonuçları sadece finansal veya psikolojik değildir. Bu hızlı kayıp ve kazanç hareketleri beyin ve beden üzerinde de etkilidir. Finansal kayıplar beyinde ölüm tehdidini algılayan bölgeyi harekete geçirir.
İnsanı hafifleten hoşnutluk hali
İnsanlar kendi yatırımlarına karşı daha hoş görülüdürler. Gallup araştırmaları, yatırımcıların kendi portföylerinin değeri ve piyasa değerleri konusunda şu bilgileri vermektedir;
a) Finans pazarında ortalama artışın % 13.4 olacağını düşünen yatırımcılar kendi hesaplarındaki artışın ortalama olarak %15.2 olacağını beklediklerini belirtmişlerdir (1998) .
b) Finansal yatırımların % 6.3 artacağını düşünen yatırımcılar kendi yatırımlarındaki artışın % 7.9 olmasını beklediklerini belirtmişlerdir (2001).
Batı literatüründe bu kişiler “özgüvenli adam” (con man) olarak anılırlar. Piyasaların eğilimi ne olursa olsun bu kişilerin kendi portföyleri konusunda tahminleri ortalama 1.5 puan daha yüksektir.
Tercihlerin rasyonel ölçütlere ve objektif verilere dayanmaması, onların mantıksız tercihler olduğu anlamına gelmez. Sadece “insani” tercihler olduğu anlamına gelir ve fevri olması içgüdüsel olarak yorumlanmasına sebep olur. Ani veya rutinleşmiş tercihler riskli tercihlerdir. Riskli alım kararları alım sırasında değil ama satarken kişinin kendisini kötü hissetmesine kurumun ise zararına yol açar.
Sonuç
Finansal yetkinliklerin en önemlisi olan, ekonomik göstergeler ile harcamalar dengesindeki risk analizlerini yapa yetisi üstün olmayan profesyoneller kurumların ekonomik gücünü zayıflatır. Kararları genellikle kurum gücüne ve com man’liğe olan güvenin hızlandırdığı “dönüşsel sistem” kararlarıdır.
Mikro alandaki insan tutum ve davranışlarının makro ekonomik alanlara da benzer biçimde yansıması, birey ve ailenin çok ötesine uzanarak toplumu ve küresel ekonomiyi etkileyen sonuçlara yol açar.
George Soros (2008). “Reflexivity in Financial Markets”. The New Paradigm for Financial Markets: The Credit Crisis of 2008 and What it Means (1st edition ed.). PublicAffairs. p.66.
Huettel ve ark. (2002) “Perceiving Patterns in Random Series: Dynamic Processinng of Sequence in Prefrontal Cortex, NNS. Vol,5,5,485-90
Kahneman, Daniel; Alan B Krueger, David Schkade, Norbert Schwarz, Arthur A Stone (2006-06-30). “Would you be happier if you were richer? A focusing illusion“. Science 312 (5782): 1908-10.
Yorum Yazın