Yöneticilerin ve İK çalışanlarının en büyük yanılgısı, basit gibi gözüken sıradan işlerin herkes tarafından yapılabileceğine inanmalarıdır. Bunun için işi parçalarına bölmek, sonra işin nasıl yapılacağını ayrıntılı olarak tanımlamak ve daha sonra da denetlemek yeterli olarak düşünülür. Oysa en basit iş için bile özel yetenek gerekir.
Bir hemşirenin iğne yapmayı öğrenmesi için manken üzerinde 3-4 deneme ve gözlem altında 10 uygulama yeterlidir. Daha sonra kendi başına 20 kerae iğne yapan bir hemşire bu konuda uzmanlaşır. Ancak 20 yıl hastanede çalışmış bir kişi olarak biliyorum ki, hastaların bir çoğunun kendilerine iğne yapacak hemşire konusunda bir tercihi vardır ve bu tercih büyük çoğunlukla aynı kişiler üzerinde toplanır. Tercih edilen hemşireleri özel yapanın ne olduğu anlaşılmadan ve bu özelliği aramadan yüksek performans elde etmek mümkün olmaz.
(more…)

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarih sahnesine çıkışıyla, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu arasında 600 yıllık bir süre vardır. Yazılı tarihin başladığı dönemden bu yana, bu kadar uzun bir süre varlığını bir Dünya İmparatorluğu olarak sürdürmek, çok önemli bir başarıdır.
İmparatorluğun gerilemesine ve çöküşüne yol açan nedenler bir yana bırakılırsa, bu kadar uzun süre tarih sahnesinde kalmayı sağlayan idari yönden en büyük başarı, liyakat sahibi yöneticilerin sarayda ve yönetim kademelerinde görevlendirilmesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar öncesine dayanan yönetim anlayışı ve danışma geleneği, günümüzdeki simülasyon uygulamalarının bir benzeridir.
(more…)